Sayfalara Sığmayan Çizer: Carll Cneut

Sarıgaga kurulduğunda ilk yayınladığımız kitaplardan birinin (Bahadır, Willy, 2011) çizeri olan Carll Cneut, zaman içinde en sevdiğimiz illüstratörlerden biri haline geldi ve Bahadır’ı, “Kırmızısarısiyahbeyaz” (Roodgeelzwartwit) izledi. Flaman çizer, hâlâ uluslararası resimli çocuk kitabı camiasının en özgün ve beğenilen çizerlerden biri olmayı sürdürüyor. Aslında bizim Carll Cneut’ün kitaplarıyla işe başlamamız biraz acemi cesaretiydi. Niye böyle söylüyorum? Çünkü o dönemde, çok ünlü ve büyük bir yayınevinin de onun kitaplarını basmayı düşündüğünü ancak genel beğeniye uymayacağı ve satmayacağı kanaatiyle vazgeçtiğini biliyorum. Gerçekten de Cneut’un çizgisi biraz alışılmışın dışındaydı. Ama sezgilerimiz bizi yanıltmadı ve her iki kitap da zaman içinde çok sevildi ve okuyucusuna ulaştı. Şimdi bunları yazarken on yılda çocuk kitapları alanında ne kadar büyük bir ilerleme olduğunu da anlıyorum. Günümüzde yayınevleri kitapları daha az endişeyle basıyor çünkü okuyucunun beğenisi ve algısı da zaman içinde, daha çok çeşitle karşılaştıkça gelişti. Her beraber öğrendik ve öğrenmeye devam ediyoruz.






Peki Carll Cneut’ü bu kadar özel yapan nedir? Bu konuyu Flaman çizerleri tanıtan ve Marita Vermeulen tarafından hazırlanan “Colouring Outside The Lines” (Çizgilerin Dışını Boyamak) adlı kitaptan yararlanarak cevaplamaya çalışacağım. Carll Cneut resimli çocuk kitapları illüstratörü olarak çalışmaya 27 yaşındayken, 1996 yılında başlamış. İlk kitaplardan itibaren en ilgi çekici özelliği, dünyanın, sayfaların boyutuna sığdırılamayacağı algısını yaratmak olmuş. Sonsuza kadar bakabileceğiniz, sayfaların ötesine taşan illüstrasyonlar... Profesyonel olarak kendini kanıtladığı ve sınırlarını iyice zorladığı kitap “Willy”. Yani bizim “Bahadır”. Yeri gelm


işken bu kitabı çevirirken, niye ismini değiştirdiğimizi de anlatayım. “Willy” özetle çok da anlamlı gelmemişti ve Türkçe bir isim bulmak istedim. Ama bir file ne ad verirsiniz? Derken aklıma Pakistan’dan getirilip 28 yıl boyunca Kültürpark Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan ve İzmir’in sembollerinden biri olan Pak Bahadır’a atfen Bahadır koymak geldi. Flaman yayınevine ismi bu şekilde değiştirmek istediğimi yazdım. Ardından hiç beklenmedik şekilde Carll Cneut’tan bir e-mail aldım. Kitabı sevilen gerçek bir file atfen adlandırmanın ne kadar harika bir fikir olduğunu, çok sevindiğini, bu kitabın kendisi için çok değerli olduğunu yazıyordu. Cneut ile dostluğumuz da böyle başladı. Yayınladığımız ilk yabancı kitabın çizerinden bu kadar samimiyet ve yakınlık görünce, başka kitaplarda da öyle olacak sanmıştık ama bu içtenliğin Cneut’e özel olduğunu yıllar içinde anladık.





Bahadır’da her sayfa coşkulu bir kompozisyona sahipti ve illüstrasyonlar sayfadan taşıp gidiyordu. Çizer bu kitabıyla fırçasını kontrole almış, paletindeki daha az renkle daha fazlasını ifade etmeyi başarmıştı. Sayfalardan taşan karakterleri bitirmeyi okuyucunun hayal gücüne bırakıyordu. Sonraki her kitapla Cneut kompozisyon ve form üzerinde daha fazla kontrol kazandı. Kitaplar her zaman daha somut ve gizemli bir açılış sayfasıyla başlıyor. Hem provoke eden hem de şakalaşan bir resim oluyor ama ser verip sır vermiyor. “Kırmızısarısiyahbeyaz”ın açılış sayfasındaki dört ev, aslında temel ve taslak formlar ama yine de ev olarak algınıza açıkça yerleşiyor. Alışılmışın dışındaki kompozisyon ve renk kullanımı, bu formlara duygu ve hikâye katmayı başarıyor. Cneut, öze inerken, yoruma da yer bırakıyor.

Karakterlere gelince; evrensel bir duyguya sahipler. Cneut bir hikâye anlatırken öncelikle beden diline odaklanıyor. Ve birçok şeyi de yine hayal gücüne bırakıyor. Örneğin, “Kırmızısarısiyahbeyaz” daki çocukların cinsiyetlerini anlamak zor. Yine de her okuyucu kendince bu boşluğu dolduruyor, hem de farkında olmadan. Yine kitabın son sayfasında, metinde sadece yelkenliyle dolaşan çocukların coşkusu anlatılırken, Cneut tamamıyla metin dışında bir başka öykü yaratmış. Bu sayfada, bir ağacın tepesinde çocukları endişeyle bekleyen ve uzaklara bakan dört anne görülüyor. Kompozisyondan bize güçlü ve kırılgan bir duygu geçiyor. Sanki en ufak harekette, anneler koca gövdeleriyle dengelerini kaybedecekler.

Birkaç yıl önce Carll Cneut, “Bugüne kadar yaptığım her şeyin beni bir sonraki adıma hazırladığı duygusuna sahibim. Çizgi, form ve renk konusunda kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Artık ilk başladığım zamana göre daha geniş ve büyük imkânlara sahip hissediyorum ve her kitap için uygun seçim ve çözümleri uygulayabiliyorum,” demişti.

Carll Cneut’un ressam Pieter Bruegel (1525- 1569) ile diyaloğa girdiği Dulle Griet (Mad Meg), The Golden Cage (Altın Kafes 2014), son yıllarda hazırladığı balık ve kuşlu büyük boy albümler olağanüstü güzellikte. Flaman çizer birçok ödüle layık görüldüğü kitapları resimlemeye devam ederken, yaşadığı şehir olan Ghent’de Royal Academy Of Fine Arts’da eğitim veriyor.


Carll Cneut, “bitmeyen kitaplar” çizdiği sürece bizler de takipte olacağız… Umarız yakın bir gelecekte kendisini, aday olduğu, Hans Christian Andersen Ödülü’nü kucaklarken görebiliriz.